Hit Uluslararası Eğitim

Hit İstanbul

Büyükdere Caddesi  15/A Hür Han 34380 Şişli - İstanbul

Tel   :  0 212 296 46 00

Faks:  0 212 233 63 15

Mail:  info@hit.com.tr

Hit Ankara

Tel   :  0 533 777 9343

Mail:  info@hit.com.tr

 

 

Bizi Sosyal Medyadan Takip Edin!

 

  • Black Facebook Icon
  • Black Instagram Icon
  • Black LinkedIn Icon
  • Black YouTube Icon

© 2016 Hit Uluslararası Eğitim

BEGÜM CEREN CANPOLAT

Dopdolu Bir Ay...

Dillerinizi Kullanma ve Aslında O Dillere Ne Kadar Hakim Olduğunuzu Test Etmek İçin Mükemmel Fırsat...

 

Gerek üniversitede hocalarıma asistanlık, gerek öğrenci çalıştırma programlarına katılarak ve verdiğim birkaç özel dil dersi sonucunda kısacası uzun uğraşlar sonunda biriktirdiğim paramı hep istediğim bu yurt dışı tecrübesi için harcamakta kararlıydım. Bu konu hakkında profesyonel bir görüş almak için yaptığım araştırmalar sonucu HIT Uluslararası Eğitime danışma kararı aldım ve iyi ki de bu kararı almışım.  Çünkü sevgili danışmanım Gülşah Hanım'ın bu konu hakkındaki bilgisi ve tecrübesi yurt dışı maceramı unutacağım bir tecrübeye çevirdi. Çünkü o beni bir öğrenciyi gönderir gibi değil kızını gönderirmişçesine gönderdi. En ufak ayrıntıyı bile gözden kaçırmadan orada kaldığım süre boyunca önce güvenliğimi sonra rahatlığımı düşünerek bir puzzele tamamlarcasına kayıt, kabul işlemlerimi özenle tamamladı. Bu yüzden de tecrübelerimi sizinle paylaşmadan önce ona teşekkür edip öyle başlamak istiyorum. Teşekkürler Gülşah Abla , iyi ki varsın.

 

Şimdi size biraz kendimi tanıtıyım ben çok küçük yaşta Tevfik Fikret Lisesinde Fransızca eğitimine başladım, ilerleyen yaşlarımda sevgili babamın görevi sebebiyle Berlin'de Almanca ile tanıştım. Ama Almanca ile tanışmam hatta öğrenmek zorunda olmam Fransızca eğitimimi yarıda bırakacağım anlamına gelmiyordu tabii ki. Bu yüzden Berlin'de bulunduğumuz 3 yıl boyunca Collège Voltaire ve Lycée Français Berlin gibi Fransız eğitimi veren okullara gittim ve artık anadilim olmuş Fransızcanın yanında ikinci dilim de Almancaydı. Daha sonra Ankara'ya döndüğümde Bilkent Üniversitesini kazanıp İngilizcemi de daha akademik bir seviyeye çıkardıktan sonra başka ne dil öğrensem diye düşündüm. Şaka şaka İspanyolcaya karşı hep bir merakım vardı düşünmem bile gerekmedi. 20 ülkede resmi dil olarak kullanılmakla birlikte çok sayıda ülkede de yoğun olarak kullanılan İspanyolcayı öğrendiğinizde Dünyada iletişim kurabileceğiniz insan sayısını tahmin bile edemezsiniz. İşte bu yüzden ben de İspanyolca öğrenmek istedim ve üniversitede seçmeli ders olarak aldığım üç kur İspanyolca derslerini A ile geçip bir yurt dışı tecrübesi katmak istedim. Çünkü bir dilin anadil olarak kullanıldığı kendi ortamına gidildiğinde aslında o dilin ne kadar kolaylıkla öğrenilebileceğini tecrübe etmiştim zaten. Başlarda İspanyolca konuşan bu kadar çok ülke varken İspanya'ya gitmeyi düşünmedim bile. En büyük hayallerimden biri olan Arjantin, Buenos Aires listemin en başındaydı. Ancak bütçemin sadece 4 hafta eğitim için yeterli olması, okyanus aşma fikrini öldürdü . Gülşah Hanım'ın tavsiyeleri ve yönlendirmeleriyle Barselona'da sadece dil değil aynı zamanda da staj yapabileceğim fikri aklıma yattı ve bu şekilde birlikte eğitim kalitesine güvendiğimiz ve tanınır bir okul olan Enforex başvuru süreci başladı. Stajımı Uluslararası İlişkiler Öğrencisi olarak Barselona'daki Türk Başkonsolosluğunda yaptım ve bu benim için inanılmaz bir tecrübeydi. Bu stajda edindiğim tecrübenin beni iyi bir diplomat olup, ülkemi iyi tanıtma ve temsil etme hayallerime bir adım daha yaklaştırdığını söyleyebilirim. İspanyolcanın en sevdiğim özelliklerinden biri ise farklı bölgelerin İspanyolcaya kattığı kendi baharatları demek istediğim; ispanyolca konuşurken farklı yerlerin kendilerine özgü İspanyolcaları var. Örneğin Barselona'da konuşulan dile sakın İspanyolca demeyin bir Katalan'ın yanında çünkü onlar Katalanca konuşuyorlar ve bu dil sıkça İspanyolcanın Fransız baharatlarıyla zenginleştirilmiş ve değiştirilmiş olmasıyla tanımlanıyor. Evet Fransızca bildiğim için anlamakta çok zorluk çekmediğimi söyleyebilirim sadece anlamakta... Neyse ki Barselona'da yaşayan her Katalan aslında bizim İspanyolca olarak tabir ettiğimiz Kastilya dilini konuşuyorlardı böylece kendimi ifade etmede hiçbir sıkıntı yaşamadım.

 

Sabahları Enforex dil okuluna, okuldan çıkıp öğlen başkonsolosluğa staja oradan çıktıktan sonra ise dil okulunda edindiğim arkadaşlarımla Barselona'nın keyfini çıkartıyorduk. Eğer birincil hedefiniz sadece ve sadece İspanyolca (yani Kastilyan dilini) öğrenmekse sizin için belki de Madrid daha uygun bir tercih olabilir, fakat sadece bu değil ise eğer eğlenmekten ve gezmekten hoşlanıyorsanız sizin için Barselona en ideal yer. Ben bir ay kaldım Barselona'da ve o kadar dolu ve canlı bir şehir ki hala yapmam gereken görmem gereken çok fazla yer kalmış gibi hissediyorum ve sizi temin ederim her yere gittim ve gezdim. Benim orda olduğum süre boyunca gerçekleşen tüm festivallere katıldım, "Festa Major de Gracia"dan tutunda Valensiya yakınlarında gerçekleşen İspanyolların ünlü domates savaşı olarak bilinen "La Tomatiana" ya kadar bir çok festivale katıldım. Dünyanın birçok yerinden çok değerli arkadaşlar kazandım ve eğlendim. Aynı zamanda okulum Enforex'in bana sağladığı birçok imkanda vardı tabii ki de. Okula ilk geldiğim gün sizide bir Barselonalı yapıcağız demişlerdi zaten ve bunu başardılar. İlk günden itibaren biz öğrenciler için Enforex tarafından hoş geldin yemekleri, şehir turları, flamenco showları ve daha birçok müze turunu içeren yoğun ve dolu bir etkinlik programı sunuldu. Arkadaşlıklar ve imkânlar bu kadar uygunken Barselona'nın etrafını da keşfetmeyi unutmadık tabii. Montserrat, Sitges, Valensiya ve Bunyol gibi küçük Katalan şehirlerini gezdik. Plaj konusuna gelecek olursak birkaç kere Barselona plajlarına gittim fakat bu plajlar benim için çok kalabalık ve çok turistikti. Bu yüzden genellikle arkadaşlarımla birlikte keşfettiğimiz Barselona'ya sadece metroyla yarım saat uzaklıkta ki küçük bir sahil kasabasının plajına gittik. Bu kadar farklı kültürlerin bir araya geldiği böyle ortamlarda insan sürekli yeni bir şeyler öğreniyor ve bundan hiç bıkmıyor. Bu yolculukta geliştirdiğim tek dilim İspanyolca değildi, Fransız ve Belçikalı arkadaşlarımla Fransızcamı, Avusturyalı ve Alman arkadaşlarımla Almancamı ve aynı zamanda Kanadalı ve Amerikalı arkadaşlarımla İngilizcemi de geliştirme fırsatı buldum. İtalyan arkadaşlarım bana İtalyan kart oyunlarını öğretti... Kısacası anlatmakla bitiremeyeceğim bir tecrübe yaşadım ve bütün bunların hepsini dil okulu ve stajımı yaparken yaptım. Herkese tavsiye ederim (gittiğinizde inik minik değişik mezelerin birleşiminden oluşan İspanyol Tapaslarını denemeyi unutmayın ve eğer yolunuz Valensiya'ya düşerse de orada paella yemeyi unutmayın...)

Buğrahan ÇAĞLAYAN

ADAPAZAR'INDAN ÇİN'E GİDEN YOL

Merhaba, ben Buğrahan Çağlar. Adapazarı'ndan çıkıp Çin'e gelmiş bir öğrenci olarak Çin'de eğitim almayı düşünen tüm öğrencilerle yaşadıklarımı paylaşmak istiyorum.

Daha Lise 3. Sınıfta yurt dışında okuma hayalleri kurmaya başladım. 4 sınıfa geldiğim de bu hayali gerçeğe dönüştürmek için HIT uluslararası eğitim danışmanlık şirketine başvurdum. Canan Hanım sağ olsun kayıt tarihini biraz kaçırmış olmama rağmen Çin macerama başlayabilmeme sebep oldu. Ningbo şehrinde bulunan Ningbo University'den kabul aldık. İlk yurtdışı tecrübemdi ve çok heyecanlıydım. İstanbul Atatürk havaalanından Pekin aktarmalı yolculuğuma başladım. İlk durağım Pekin'di. Pasaport kontrolünden geçmek için sıraya girdik. Heyecanım doruktaydı. Göreceğim ilk Çin'li pasaport memuruydu. Sırada beklerken yan tarafta biri telefonla konuşuyordu ve konuştuğu dil Türkçe'ydi. Ben hemen pasaport kontrolünden sonra telefonla konuşan kişinin yanına gittim. Bavullarımı bulmama yardımcı olması için, komik gelebilir ama Pekin havaalanı o kadar büyük ki sadece bavullarınıza ulaşmak için yaklaşık 5-10 dakikalık metro yolculuğu yapıyorsunuz. İlk basta şehir dışına çıkıyoruz sandım. Sonra bavullarıma kavuştum. Bana yardımcı olan kişiyle ayrıldıktan sonra iki kez kayboldum J. Çinliler değişik bir İngilizce aksana sahipler. İletişim kurmak gerçekten zor. Sonra hangi kapıda beklemem gerektiğini information desk'e sordum. Bire bir yardımcı oldular ve kapıya kadar getirdiler.  Sıradaki durağım NINGBO'ydu. Ningbo'ya gitmek için kapıların açılmasını bekledim. Kapılar acildi, sırayla uçağa bindik. Sanırım uçaktaki tek yabancı bendim. Yoğun bir ilgi vardı bana, uçakta yemek ikram ettiler. Pek iştah açıcı değildi açıkçısı. Yanılmıyorsam gece 00.30 gibi Ningbo havaalanına vardık. Hava yağmurluydu. Beklediğim bir şeydi, Türkiye'deyken Ningbo'nun hava durumunu kontrol etmiştim. Geldiğimde en şaşırdığım şey kokuydu. Derin ve ağır bir koku. Kotu bir koku değil ama pek güzel olduğu da söylenemez. Tarif etmek zor. Havalanandan çıktım. Taksiler sırayla bekliyorlardı, birine bindim. Türkiye'deyken Canan ablanın gitmeden önce elime tutuşturduğu ve o an önemini anladığım hayat kurtaran kâğıdı çıkartıp taksi sürücüsüne gösterdim. Çince'sinden okudu herhalde ki beni üniversiteye getirdi. O kağıtta Ningbo da okuyan bir Türk'ün telefon numarası da vardı, taksiciye o numarayı da arattırdım.

Havaalanından üniversiteye ortalama taksi ücreti 100 RMB yani 34 TL tuttu.

Bana yardımcı olan Türk arkadaş geldi ve sonra yurda yerleşmek için çıktık yola. Yurt biraz daha uzaktaydı. Daha sonra yurtta yer olmadığını söylediler. Geçici olarak hostele yerleştim. Yaklaşık 4 gün orda kaldım. O 4 gün boyunca etrafı gezdim. Açıkçası açlıktan ölmek üzereydim; bulduğum ilk alışveriş merkezine girip alabildiğimi aldım. Ningbo Üniversite kampusu şehir merkezinden uzakta kaldığı için genelde kampus etrafında küçük market tarzı yerler var. O yerleri bir bir keşfettim. Küçük labirent gibi sokaklar, seyyar satıcılar, aksamları barbekü yapan Uygur Türkleri...  Ve 4 gün boyunca hava hala yağışlıydı. Tabi bu arada canan Hanım'la bir şekilde iletişime geçtim. Yurtta yer kalmadığını anlattım. O da dekanla konuşup problemi hemen çözdü. Meğerse bir hata yapmışlar. Odam zaten ayırtılmış! Hemen yurda gidip odama yerleştim. Aslında pek yurt denilemez. Zaten "Ningbo University International student Hostel" diye geçiyor. Eskiden hotelmiş. Sonra yurda çevirmişler. Gayet güzel tek kişilik ve iki kişilik odalar mevcut. Banyosu, tuvaleti ve balkonu var. Yurt toplamda 6 kat. Her katta geniş bir mutfak ve mutfak içinde buzdolabı, mikrodalga fırını ve ocağı mevcut. Ayrıca her katta 5 adet çamaşır makinesi var ( ben bunu yaklaşık 6 ay sonra keşfettim ).

Yurdun hemen yakınında küçük bir kasaba var, adı Nongmao. Her turlu alışverişinizi oradan yapabilirsiniz. Kasabanın yakınında ülkemizdeki gibi bir semt pazarı var. Bu Pazar her gün öğleden sonraları saat 3'te kuruluyor. Meyve, sebze ne almak isterseniz oradan alabiliyorsunuz.

Gelelim derse. Bir aylık gecikmeyle de olsa Çin dili eğitimime başladım. İlk zamanlar inanılmaz zordu. Dersler genelde Çince anlatılıyordu. Nadiren de olsa İngilizce kullanılıyordu. Kitaplar İngilizce. Ama bu çok zor ve çetrefilli gözükse de büyük bir artısı var. Ben Çine geldiğimde çok iyi İngilizce bilmiyordum kitaplarda sırasıyla Çince karakter, Çince karakterin Latin harfi ile okunuşu ve en sonda da İngilizce anlamları var. Ben o İngilizce anlamını da Türkçeye çevirip öyle çalışıyordum. İlk sömestr derslerin gerisinde kaldığım için günde yaklaşık 4 ila 5 saat arası ders çalıştım. İlk bir ay başaramayacakmışım gibi geldi. Ama her gün öğrendiğim kelimeleri sosyal hayatımda ve yeni tanıştığım Çinlilerle her zaman kullanmaya çalıştım. İlk bir ayım dolmadan vizemi yenilemek için göçmenlik ofisine gittim. Bana sağlık testi yaptırmam gerektiğini söylediler ve elime hastanenin adresi olan ve hangi testleri yaptırmam gerektiğini gösteren İngilizce/Çince bir kâğıt verdiler. Yine atladım taksiye. Elimdeki kâğıdı gösterdim. İlk gittiğim hastane yanlış çıktı. Sonra başka bir taksi buldum. Oda beni başka bir hastaneye götürdü. Hala emin değildim doğru hastane de olup olmadığımdan. Hastanenin içine girdim. Bana İngilizce konuşabilen bir asistan verdiler. Ofisteyken bana verdikleri kâğıdı gösterdim ve İngilizcem yettiğince anlattım her şeyi. Sonra gerekli testleri yaptırdım. Ertesi gün sonuçları almam için geri gelmemi söylediler. Bende memnun ve yorgun bir şekilde hastaneden çıkarken arkamdan biri seslendi. Seslenen bana yardımcı olan asistandı. Son dakikada bana yanlış hastaneye geldiğimi, gitmem gereken yerin başka bir hastane olduğunu söyledi. Şok oldum! J İlk düşündüğüm şey paramı geri alıp alamayacağımdı. Ancak hiç sorun olmadı; paramı hemen geri verdiler. Ayni gün içerisinde ki üçüncü taksimi de tuttum. Bu sefer o Çinli asistandan hastanenin tam yerini taksiciye anlatmasını istedim. Asistan anlattı ve sonunda doğru hastaneye geldim. Testleri verdim ve ertesi gün bana sonuçlar için geri gelmemi söylediler.

İkinci aya girdiğimde yavaşta olsa cümleler kurabildiğimi fark ettim. Daha da hırslandım. Hemen hemen her ülkeden yeni arkadaşlar edindim. Onlarında benimle aşağı yukarı ayni problemleri yaşadığını gördüm. Bazı günler hep beraber yurdun lobisinde toplanıp Çince muhabbet etmeye başladık. Bu arada İngilizcemi de ilerletmeye devam ediyordum. Günler haftalar hızla geçiyordu. Birçok dost edindim ve yeni yerler, yeni şehirler gördüm. Her insanın yaşaması gerektiğini düşündüğüm deneyimleri yaşadım. Ningbo güzel sakin bir yer ve hızla büyüyen bir şehir. Konum olarak önemli şehirlere yakın (Shanghai, Hangzhou, Guangzhou, Nanjing ) şu an burada ikinci yılımı yaşıyorum. Bir yıl Çin dili öğrendikten sonra İngilizce International Business Administration okumaya başladım. Çin dili öğrendikçe daha da büyüyen bir dil. Ben Türkiye'deyken araştırdığımda çok karmaşık ve zor gelmişti. Ama burada ki üçüncü ayımda yeterli çalışmayla o kadar da zor olmadığını fark ettim.

Çin - Türk kültürü o kadar da birbirine uzak değil. Kültürlerimiz birbirine oldukça benziyor. Çinlilerin çoğu yabancılara karşı yârdim sever kişiler. Tabii çoğu dediysem de yine de dikkat etmek gerek. Benim buradaki tek sorunum yemek. Uygur ve Müslüman lokantaları dışında pek dışarıdan yemek yemiyorum. Türkiye'deyken Çin lokantasına bayılmıştım. Ama inanın ayni değil. Hatta yanından bile geçemez. Türkiye'dekiler kat kat iyi. Benim tavsiyem eğer bu yolculuğa sizde çıkmaya karar verirseniz yanınızda kıyafetten çok yiyecek getirin derim J...

Bu arada beni doğru bir şekilde yönlendiren ve bugünlere gelmemde önemli bir aracı olan İstanbul Hit Ekibine çok teşekkür etmek istiyorum.

Buğrahan Çağlar

Burak Kağan ÖZOĞUZ

 

Yurt dışındaki ilk yalnız tecrübemde KAPLAN International - Boston'da yoğun İngilizce progrtamını seçmemdeki en büyük etken HİT Uluslararası Eğitim ve Canan Hanım oldu. İlk başta pek yanaşmasam da daha sonra ne kadar kötü olabilir ki diye düşündüm.

Vizeyi aldıktan sonra ailem belli oldu. 60 yaş üzerinde bir köpekleri olan çiftti. Çoğunlukla okulda olacağım için pek dert etmedim. Ama asıl sürpriz beni orada yakaladı. Ancak ailenin yanına gidene kadar yaşadıklarımdan sonra pek de önemli değildi bu sürpriz.

Yolculuğum ilk başta New York, ardından Boston şeklindeydi. New York'a indikten sonra pasaport kontrolünde beklerken Boston uçağını kaçırdım ancak açık biletim olduğu için sorun yoktu; ta ki bavulumu sonraki uçağa verdikten sonra binmek üzere beklerken bana uçağın dolu olduğu ve binemeyeceğim söylenene kadar. Yapabilecek bir şey olmadığı için başka bir havayolundan bilet alarak yaklaşık 9 saat havaalanında beklemeyle Boston'a ulaştım.

Ertesi sabah kalktığımda evde benim dışımda 13 öğrencinin daha olduğunu öğrendim. Ancak ev o kadar büyük ki herkese ayrı bir oda verilmişti. İlk başta garip gözükse de aslında benim için bu, oradaki en güzel şeydi. 7/24 İngilizce konuşma fırsatını bulmuştum. Şansıma başka Türk de yoktu.

Okulum öğleden sonra 2'de başlıyordu. Diğer arkadaşlarımınkiler de öyle olduğu için sabah 9 gibi evden çıkıp şehri geziyor; öğleden sonra derse girip akşam eve gidiyordum. Konuşma açısından bana en yararlı olan evdeki arkadaşlarımla geçirdiğim zamandı.

4 Temmuz gösterilerine denk geldim ve çok güzel bir kutlamayla karşılaştım. 3 günlüğüne New York'a gezmeye, okyanusta yüzmeye gittik ve hepsini kısacık bir 1 aya sığdırdım.

Ailem sundukları yemek, her türlü temizlik ve yardımseverlikleriyle mükemmel bir aileydi. Çamaşır yıkama ya da ütü yapma gibi işler bize bırakılmadı. Ki bu benim en çok korktuğum şeydi.

İlk 1 hafta evdekilerle kaynaşmakla ve şehre alışmakla geçti. Son hafta arkadaşlarımın yarısı benden önce geldikleri için ayrıldı ve yerlerine yeni çocuklar geldi. Kısaca evde eğlence ve İngilizce hiç eksik olmadı. Ama 1 ay hem İngilizce için hem de yurt dışının tam anlamıyla keyfini sürmek için yeterli değilmiş ben bunu gelince anladım. Günler umduğumdan çok daha çabuk geçti.

Bana HİT Uluslararası Eğitimi tavsiye eden arkadaşım daha önce HİT ile yurt dışına gitmişti ve çok memnun kaldığını söylemişti. Ben de onun gibi kesinlikle çok memnun kaldım. Hiçbir konuda hiçbir şekilde eksiklik ya da sorunla karşılaşmadım. Canan Hanım benimle her sürecin her evresinde yakından ilgilendi. Eğer siz de yurt dışında eğitim düşünüyorsanız gelmeniz gereken tek adres HİT Uluslararası Eğitim olmalı. Kesinlikle pişman olmayacaksınız.

 

Burak Kağan Özoğuz

Burcu BUDAK

​California rüyası... "Keşfetmek güzeldir..."

 

İstanbul dışında olduğum zamanlar; 3 aylık yaz tatillerinde Ege'ye ve Akdeniz'e doğru yaptığım kısa yolculuklardan ve Avrupa'ya gittiğim 1 haftalık seyahatlerden ibaretti. Sonra bir gün aylarca İstanbul'dan, ailemden, arkadaşlarımdan, okulumdan, işimden, kısacası her şeyimden ayrılmak; yaşadığım şehri, bütün anılarımın olduğu, beni anlatan şehri hem de büyük bir hevesle terk etmek akıl alır gibi değildi. Ve işte başlamıştı bir rüya, hiç bilmediğim bir yere doğru yola koyulmuştum...

 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini 2010 yılı Haziran ayında bitirdim. Ardından ara vermeden Özel Hukuk Bölümü'nde yüksek lisans yapmaya başladım. Aynı zamanda da hukuk bürosunda stajyer avukat olarak çalışıyordum. Hayatım boyunca bir sonraki öğünün planı, akşamın planı, yarının planı, senenin planı, hayatımı nasıl yönlendireceğimin planı ile uğraşan bir insandım. Ama her adımımda gördüm ki hiçbir şey sizin planladığınız gibi olmuyor; hayat kurduğu oyunu sizin seçimlerinize rağmen oynamaya devam ediyordu.

 

Beni tanıyan herkesin bildiği gibi, hayatım boyunca en çok istediğim şey eğitim almak için Amerika'ya gitmekti. Planlarımızdan konuşurken benim sözüm dönüp dolaşıp "Amerika'ya gideceğim inşallah." diye biterdi. Öğrencilik hayatım boyunca hep erteledim, ama iyi ki de ertelemişim. Her şeyin bir zamanı varmış...

 

Bu kadar hevesle, planlarla Amerika'ya gitmeye karar verdiğinizde her şeyin kusursuz ilerleyeceğini düşünüyorsunuz ama bütün işleri halletme süreci biraz sıkıntılı geçebiliyor. "Acaba doğru mu yapıyorum" diye bir cümle kafanızda dönebiliyor. Ama burada geçirdiğim 1 ay bile bu düşüncenin sadece gereksiz bir kuruntudan ibaret olduğunu bana kanıtladı.

 

Ben hem İngilizcemi geliştirecek hem de Hukuk İngilizcesi eğitimi verecek bir okul araştırıyordum. Birçok eğitim danışmanlığına bu konuda başvurdum ama tatmin edici bir cevap alamadım. Bir yandan gitmek için uğraşıyordum fakat gitme düşüncesine de pek kendimi alıştıramıyor, ütopik bir şey için uğraşıyormuşum gibi hissediyordum. Yine de vazgeçmedim. HIT Uluslararası Eğitime ilk geldiğim gün garip bir güven duydum. Hem danışmanım Canan Hanım hem de tüm deneyimlerini benimle paylaşan HİT Uluslararası Eğitim Genel Müdürü Gülşah Hanım, bana öğrencilerinden çok kardeşleri, yeğenleriymişim gibi davrandılar. Bu kadar güven verici ve kendilerinden emin oluşları, her adımı ayrıntılı anlatmaları bana da cesaret verdi. Korkulacak bir şey yoktu. Özellikle, Gülşah Hanım, HİT Uluslararası Eğitimin hizmet anlayışı ve servis kalitesini bana anlattığında, 7x24 saat kendilerine ulaşabileceğim bir telefonun olduğunu söylediğinde ve daha önce kendileri tarafından gönderilen, eğitimlerini başarı ile tamamlayan binlerce öğrenciyi örnek gösterip; benim de yapabileceğimi başarabileceğimi söylediğinde kendime daha çok inanmaya başladım. Bu inanç bugün benim sizlere California'dan deneyimlerimi aktarmamı sağlıyor.

 

Bana ilk gösterdikleri okul University of California, San Diego oldu. University of California San Diego dünyaca ünlü bir üniversite olmasının yanı sıra, uluslararası öğrenciler için üniversite bünyesinde çeşitli sertifika programları da sunuyor ki bir hukukçu olarak danışmanlarım bana, Hukuk İngilizcesi sertifika programını önerdiler. Tamamı 10 hafta olarak hazırlanmış olan bu programın içeriğinde, Amerikan hukuk sistemine bakış, örnek dava incelemeleri, sosyal ve kültürel yapının hukuk üzerindeki etkileri, okuma, konuşma ve hukukî terim bilgisi gibi oldukça kapsamlı derslerin olması hiç düşünmeden "Evet, bu okul olsun!" dememe sebep oldu. Ancak program bu şekilde kişisel gelişim odaklı tasarlandığından, katılımcıların verim alabilmesi için, bir hukuk alt yapısına sahip olmaları ve ileri düzeyde İngilizce biliyor olmaları şartları bulunmaktaydı.  Hukukçu olduğum için birinci şart konusunda bir sıkıntımız yoktu ama İngilizcemin biraz daha gelişmesi gerekiyordu. Bu sebeple, öncelikle bu okulda bir dönem boyunca Akademik İngilizce kursuna da katılmaya karar verdim.

 

Okul California'daydı. Havası, olanakları ve öğrenci yorumları çok iyiydi. Bu sebeple okulun en güvenilir Türkiye temsilcisi olan HİT Uluslararası Eğitim ile başvuru sürecimi başlattım.

 

Başvurmaya karar verdiğim zaman,  programın başlamasına sadece 2 ay vardı. Okulun kayıt için en yoğun olduğu, başvuruların haftalarca cevaplanamadığı yaz aylarındaydık. Amerikan Elçiliği vize randevuları dahi çok ileri tarihlere veriliyordu. Her ihtimali göz önünde bulundurmaya çalışıyorduk. Bu konuda HİT Uluslararası Eğitimin çok büyük katkıları oldu. Tecrübe en çok işe yarayan şey oluyor burada. Ama ben kararımı verip başvurumu yaptığımda HİT Uluslararası Eğitimin katkıları ile çok kısa zamanda kabul edildim ve okuldan I-20 belgem gönderildi. Bu aşamaya kadar hızlı ve olması gerektiği gibi geldiğimiz için her şeyin yolunda gideceğini o zaman hissetmiştim. Vize görüşmemde de şansım devam etti.

 

Bu süreçte HİT Uluslararası Eğitim aracılığı ile aynı okulda bir akademik yıl Dil Eğitimi almak için kayıt veren başka bir öğrenci ile de tanışma fırsatım olmuştu. Her şeyi düşünen danışmanımız bizim uçuş programımızı da birlikte gidebileceğimiz şekilde ayarladı. Yola çıkarken aynı okulda okuyacağım bu arkadaşım yanımdaydı. Ergin ile birlikte yola çıkmak, 16 saatlik bu uzun yolculuğu çekilir hale getirmişti. Zaten New York aktarmalı San Diego uçağımıza yetişme maceramızda yalnız başıma olsaydım,  belki de o gece New York JFK havaalanında uyumuştum. New York'a varışımız rötarlı olduğundan San Diego uçağımızın kalkışı arasında 1 buçuk saatimiz kalmıştı. Bu süre içerisinde uzun pasaport kuyruğunu bekleyip, kontrolden sağ salim geçip bavullarımızı alıp dünyanın en büyük ve karışık havaalanı olarak ünlenmiş olan JFK de uçağımıza yetişmemiz gerekiyordu. Bizimle birlikte, kendisini yalnız başına yabancı bir ülkeye atmış öğrenciler de vardı. Tabii hemen Türk dayanışması yaptık. Bir yandan birimiz gideceğimiz kapıyı sorarken diğerimiz güvenlikte sıra beklemememiz için çabalıyor, diğer yandan bavullarımızı vermeye çalışıyorduk. Uçağın kalkmasından tam 5 dakika önce uçağa girdiğimiz için bavullarımızı uçağa alamayacaklarını söylediklerinde hepimizin tek düşüncesi "Yeter ki bizi alın bavullar sonra gelse de olur!" oldu. Nitekim uçağı kaçırmadan San Diego'ya varmayı başardık. Fakat bende hala Amerika'da-California'dayım gibi bir his yoktu. Uçuş sırasında, bavulları evimize göndermeleri için konuşurken ilk aklıma geldiği şekilde konuşup anlaşıyordum insanlarla. Hiçbir yabancılık hissetmeden bu telaş içinde İngilizce konuşarak derdimi anlatmayı da başarmıştım. Tabii bunda insanların çok rahat olmalarının ve yardımcı olmaya çalışmalarının da etkisi var.

 

Başta aile yanında kalmak istemiştim. Bunu ayarlamaya çalışırken Anatolia Housing'in web sitesine göz attım. Sitede evin dayalı döşeli oluşu, spor salonundan havuza kadar her şey çok güzel anlatılıyordu. Ben yine de Türk mantığı ile reklamlara güvenmemeliyim diye düşünüp kararımı verirken eksik olabilecek her şeye hazırlıklı gelmiştim. Ama bu kadar güzel, güvenli, temiz ve eğlenceli olabileceğini tahmin etmemiştim. Costa Verde; aşırı eğlenceli, bütün University of California, San Diego öğrencilerinin kaldığı, bunun yanında ailelerin de yaşadığı kocaman bir site. Bir yere gitmek istediğinizde topluca arkadaşlarınızla gidip geri dönebilir, alışverişi beraber yapıp yükü paylaşabilir, okula giderken bir otobüs dolusu arkadaşla gidebilirsiniz. Bunun yanında California Culture ise araba kullanmaktır. Burada bir yerden bir yere gitmek istediğinizde en kolayı arabanızın olmasıdır. Benim arabam olmasa da hatta İstanbul'da pek araba kullanma tecrübem olamasa da burada araba sürmüş olmak da beni çok sevindiren tecrübelerimden bir tanesidir. Buraya ilk geldiğimde ilk izlenimim, her şeyin kocaman olması oldu. Bu nedenle emin olun ki yolları, şeritleri, arabaları, evleri, hamburgerleri, içecekleri her şeyi kocaman olan bir şehir burası.

 

University of California, San Diego Extension'dan bahsetmek istiyorum. Bir dil okulu olarak bence işlerini biraz fazla ciddiye alıyorlar. Şaka bir yana sistemleri ve öğretmenleri ile çok yerleşmiş bir okul. Devamlı olarak çalışmanız ve derslere devam etmeniz için ödevlerle, oyunlarla, gezilerle teşvik ediyorlar. Bunun yanında University of California, San Diego kampüsünde eğitim görmek ve Amerikalı öğrencilerle bir arada olmak çok harika bir duygu.

 

Ailesine bu kadar bağlı ve işin içine aile girdiğinde çok duygusal olan ben, burada kaldığım ilk günden beri burayı evim gibi hissediyorum. Her şeyi kendim düşünüyorum, ödevlerimi, derse devam etmeyi, gece olsun gündüz olsun dışarı çıkmayı, paramı dikkatle harcayıp ekonomi yapmayı... Dünyanın her yerinden arkadaşım var ve buradaki arkadaşlıklar bir anda çok sıkı dostluklara dönüşüyor. Burada zaman çok çok hızlı geçiyor. Ben burada yeniyim derken ne olduğunu anlamadan 1 ay geçti gitti. Şu an sadece etrafı, şehri, insanları, hayatı keşfediyorum. Keşfetmek güzeldir. Yeni ülkeler, şehirler, denizler, okyanuslar, köprüler görmek güzeldir. En güzeli tecrübelerdir ve bunları sizlerle paylaşabilmek. Öncelikle bir kuş gibi California'ya sıkıntısız gelmemi sağlayan HİT Uluslararası Eğitim yetkililerine, sonra bu yolda bana maddî ve manevî anlamda çok destek olan güzel aileme sonsuz teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum. Sizler de şuanda benim yazımı okuyorsanız, yurt dışı eğitim hedefiniz var demektir. Tavsiyem en yakın HİT Uluslararası Eğitim ofisini ziyaret etmeniz, içinizde kalacağına yaşayın, aklınızda kalsın.

 

Burcu Budak

University of California, San Diego Extension

Buse Sime

Ben Buse Sime. Anglia Ruskin Üniversitesinde Mimarlık eğitimi alıyorum. İlk yılımda Navitas'ta ön hazırlık eğitimi aldım. Böylece Üniversitenin ilk yılına doğrudan başlamamış oldum. Bu İngilizceme ve bölümünle ilgili bilgilerime daha da çok güvenmemi sağladı. 2.yılıma, yani Üniversitenin 1.yılına geçtiğimde çok rahat, sistemi bilen, ortamı tanıyan ve dersleri kolayca anlayan bir öğrenciydim. 

Büşra BAYRAKLI

 

 

Benim hayalim alacağım hukuk eğitiminden önce İngilizceyi çok iyi öğrenmekti. Bu hayallerimi gerçekleştirmem için bana önce çok sevgili ailem, sonra değerli danışmanım Sayın Gülşah Akpınar büyük destek oldu. Atatürk Anadolu Lisesini başarıyla tamamladıktan sonra LYS sınavlarında ilk %1'lik dilime girerek hukuk eğitimi almaya hak kazanınca, İngilizceyi yolun sonunda değil başında öğrenmeye karar verdim. Kaydımı dondurdum ve sevgili babamın desteği ile HİT Uluslararası Eğitimin kapısını çaldım, onlar da bana Boston'da EC Dil Okullarının kapılarını açtılar.

Uzun bir uçak yolculuğunun sonunda karaya ayak basabilmiştim. Sınırdan geçerken ve valizlerimi beklerken tedirgindim, derken aklıma gelen başıma geldi. Havayolu şirketi valizimi Amsterdam'da unutmuştu. Sakınan göze çöp batar ya... İlk kez ayak bastığım bir ülkede eşyasız kalakalmıştım. İngilizceme güveniyordum fakat o panikle bildiğim her şeyi unuttum. Oturup oracıkta ağlamaya başladım. Bir süre böyle umutsuzca ağladıktan sonra aklım başıma geldi ve ne yapmam gerektiğini araştırmaya başladım. Sonunda ofisi bulup bilgilerimi bıraktım ve 2 gün sonra valizim geldi.

Artık yavaş yavaş hayatım rayına oturur diye düşünürken, yanında kaldığım ailenin evinin okula uzak oluşundan ve beklediğimi bulamadığımdan dolayı alternatif konaklama yöntemlerini araştırmaya başladım. Aile yanında kalmak dili geliştirmek ve başka kültürleri tanımak açısından çok faydalı olabiliyor fakat yanına gittiğiniz ailenin İngilizceyi güzel kullanması ve aile ile anlaşabilmeniz çok önemli. Aile ile yaşadığım sıkıntılara rağmen, Amerika'ya gelmenin ne kadar önemli bir fırsat olduğunu kendime tekrar hatırlatarak, kafamı gereksiz detaylarla o kadar doldurmamam gerektiğini düşündüm. Her şeye o kadar takılmıştım ki artık esas amacımı unutmaya başlamıştım. Her şeyin alıştığım düzende olmasını istiyordum. Anladım ki ben aslında Amerika'da Türkiye'yi yaşamaya çalışıyordum. Bu da imkânsızın peşinde koşmaktan farksızdı. Sonra hayata bakışımı değiştirmeye karar verdim. Hayatımın tadını çıkarmak ve yaşadığım andan zevk almak istiyordum. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ve her şey gözüme daha güzel görünmeye başladı.

Ben EC Dil Okulları'nın Boston Merkezi'nde Yoğun İngilizce eğitimi almaktayım. Okuldaki ilk günümde seviye belirleme testine alındım. Burada her öğrenci eğitimine seviyesine uygun sınıfta başlıyor. Her seviye 6 haftada tamamlanıyor ancak kendinizi daha hızlı geliştirdiğinizi düşünürseniz, akademik ofisle veya hocalarla konuşarak bunu ispat ettiğiniz takdirde bir üst seviyeye geçmeniz mümkün. Tabii ki yapılacak sınavlarda başarılı olmanız da gerekiyor. Yoğun kurs programlarında, Genel İngilizce konuları ve seçmeli ders kombinasyonu sayesinde hızlı bir şekilde akıcı ve doğru İngilizceye sahip olmak mümkün. Ana derslerin yanında çeşitli dallarda seçmeli dersler de alınabiliyor ki bunun her öğrenci için oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Ancak dünyanın neresinde ya da hangi okulda olduğunuzdan çok, kişisel çabanız önemli. Bence ilk düşünülmesi gereken şey dil eğitimini o dilin konuşulduğu yerde almak. Kurs sürecinden alacağınız verim yüzdesi neredeyse sadece size bağlı. Kısacası iş kişinin kendisinde bitiyor. Ne kadar çaba gösterirseniz o kadar başarılı oluyorsunuz. Amerika'da olmanın bana faydası sürekli İngilizce konuşma zorunluluğu oldu. En ufak bir sıkıntıda, her olayda kısacası hayatımın her anında İngilizce konuşmak zorundaydım ki bu da benim İngilizcemi en çok geliştiren faktör oldu. Okuldan ziyade anadili İngilizce olan kişilerle konuşmak özellikle konuşmanızı geliştirmeniz açısından çok daha faydalı oluyor. En etkili yol konuşmak, konuşmak, konuşmak... Ayrıca Boston Amerika'nın dil eğitimi için en çok tercih edilen şehirlerinden birisi. Çünkü burası tam bir öğrenci şehri ve yaşayan insanların büyük çoğunluğu yerel ya da uluslararası öğrenciler.

Boston-New York arası otobüslerle 4 saat, ben de okuluma alışınca ve EC'nin öğrenci yurtlarına geçince vakit kaybetmeden New York'a gitmeye karar verdim. Cuma gününü de hafta sonuna katarak 6 arkadaşım ile birlikte 3 günlük bir gezi ayarladık. Hayatımın en güzel gezilerinden biriydi diyebilirim. Nerdeyse her şeyi yaptık. Empire State Binası'nın tepesinden New York'un gece manzarasına hayran olmamak elde değil. Hayatımda gördüğüm en nefes kesici manzaralardan biriydi. Özellikle güneşin batışı...

New York öyle bir şehir ki adeta küçük bir dünya. Her milletten, her ırktan, her türlü sosyal statüden insanı görmek mümkün. Hayatımda bu kadar çok limuzini ve bu kadar çok evsizi aynı anda ilk defa orda gördüm. Hayat dediğimiz gerçek, bütün çıplaklığıyla insanın karşısında duruyor sanki.

Gelelim Times Square'e, Özgürlük Heykeli'ne ve Central Park'a. Hepsi birer New York klasiği. İnsan görünce klasik olmayı hak ettiklerini düşünmeden edemiyor. Times Square güneşin hiç batmadığı, hayatın hiç durmadığı yer, adeta nefes alan bir organizma. Orada zaman kavramını unutmak işten bile değil. İnsanın teknolojiyi iliklerine kadar hissetmesini sağlayan yer... Her yerde gökdelenler, reklam panoları, ekranlar ve tabii ki insanlar...

Özgürlük Heykeli... İlk gördüğümde hayal kırıklığından öte bir şey yaratmayan ama çoğu güzel şey gibi güzelliği yanına yaklaşmadıkça anlaşılamayan anıt. Eğer New York gerçeği diye bir şey varsa insanın bunu görebileceği nadir yerlerden biri. Ona bu özelliği katan belki de Staten Island ve New York arasındaki okyanus üzerindeki konumu. Özgürlük Heykeli'nden New York'a bakmak, New York'tan Özgürlük Heykeli'ne bakmak... Her biri nerdeyse 100 yaşında olan tarihi yapıları ve göz kamaştıran gökdelenleri bu kadar panaromik bir açıdan görebilmek umduğumdan da güzeldi. Dünyada kaç şehri bu şekilde görme şansına sahip olabilir ki bir insan?

Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak, biraz nefes almak istediğimde gitmek isteyeceğim yer Central Park olurdu herhalde. O modernizmin içinde bu kadar büyük bir yeşil alana sahip olmak umut verici doğrusu. Oradayken şehirde olduğuma inanmamı sağlayan tek şey gördüğüm gökdelenlerdi. Parkın içerisinde insanın karşısına aniden çıkan göller hayret verici. Özellikle faytonları gördükten sonra geçmişi anmamak elde değil. Oradaki o hoş nostalji, insana geçmişine doğru hoş bir seyahat imkânı sunuyor.

Empire State'in tepesine çıktığımda Central Park gözüme çok küçük görünmüştü. Bir ya da iki saatte her yerini gezebileceğim gibi büyük bir yanılgıya kapılmıştım. Kendimden emin bir şekilde gittikten sonra koskoca bir günün sonunda yine de tamamını göremedim. Ancak ikinci sefer gittiğimde görmediğim ne kadar çok şey olduğunu fark ettim.

New York'tan döndükten sonra Boston gözüme çok sıradan göründü. Ama aslında Boston küçük bir New York gibi. İstenen her şeyin bulunabileceği ve aynı zamanda büyük bir şehirde olmanın sıkıntılarının yaşamayacağı bir yer... İnsana huzur veren, yormayan kendine has dinamiğiyle yaşamak için gerçekten güzel bir şehir.

Başlarda yaşadığımı düşündüğüm onca sıkıntıya rağmen şu an hayatımdan çok memnunum. Bu tecrübenin bana çok şeyler kattığına olan inancım da sonsuz. Tabii ki ailemden, evimden, arkadaşlarımdan, ülkemden uzak kalmak, yalnız yaşamak zordu. Ama bu hayatta hiçbir bedel ödemeden bir şeyler elde etmeyi istemek de bir parça haksızlık değil mi?

Bu deneyimi yaşamamda büyük rol oynayan HİT Uluslararası Eğitim Danışmanlığına teşekkürü bir borç bilirim. Bana o kadar çok yardımcı oldular ki her ihtiyacım olduğunda yanımdaydılar. Bu sürecin her aşamasında beni desteklediler hatta belki de benim için benden çok uğraştılar. Tüm HİT ailesine tekrar tekrar teşekkürler.

 

Büşra Bayraklı

Daha fazlası...

B